10 Ekim 2016 Pazartesi

Stockholm Sendromu

Yeni işimde ilk haftam bitti. İkinci haftama başladım. Ofis iyi beni işe alan ve birlikte çalıştığımız avukat da iyi ama ben eski ofisimi özlemiyorum desem yalan olur. Oradaki muhabbetler, gırgır şamata her şey güzeldi kavgalar dışında. Sanırım bu kadar iyi olduğumuz için zaten sonuç da kötü oldu. Gereksiz bir samimiyet vardı sanırım.
Önceki yerden sonra burası biraz daha farklı. Daha resmi ama yaptığım iş aynı. Yine iş davalarına bakıyorum. İlginç duygular içerisindeyim. Bunu nasıl ifade edebilirim bilmiyorum. Kesinlikle bir problem yaşamıyorum. Gayet seviyeli bir ortam var. Muhabbet de ediyoruz ama işte. Eksik bir şeyler.
Evet Koniçiva Bey’le çok kavga ederdik üzerdi beni falan ama çok da eğlenirdik. Sanırım bende Stockholm sendromu var.
Bu şirketin en iyi yanı her yere taksiyle gidiyorum. Adliyeler arası taksi kullanıyorum ya da şirket şoförü götürüyor o açıdan rahat. Ayrıca evime hem yakın hem uzak. Yürüne bilecek kadar yakın değil ama arada gidebileceğim bir vasıta yok. Sabahları evden 20 dk yürüyorum otobüse biniyorum 10 dk sonra işteyim. Akşamları da işten eve yürüyorum çünkü başka bir vasıta yok. Gün içinde toplam 7-8 km yürümüş oluyorum. Sanırım en iyi yanı bu. Azıcık da boğazımı tutarsam oh mis gibi zayıflarım.
Tabi işe gitmek ve dönmek için çok yürüyorum bu sebeple de çok yoruluyorum. Bu Cuma Ankara Barosu’nun bir etkinliği için hayal kahvesine gidecektik arkadaşlarla. İlk önce Ankara’nın meşhur yerlerinden kıtırda bir bira içtik. Sonra benim uykum geldi. Dedim ben gelemeyeceğim çok yorgunum. Eve geldim ve saat 22.00’da uyudum. Saat 22.30’da bir arkadaşım aradı gitmiyor muyuz diye. Uyuduğumu öğrenince çocuk şok oldu.
Kısacası parti kızı Blabla’dan eser yok şimdi. Gerçi neredeyse 3 aydır yattığım için bence tekrar bu tempoya alışmam zor olacak. Yatmamak için kendimle kavga ediyorum zaten.

Velhasıl kelam benden bu kadar. Bir haftalık yeni iş maceramda çok bir olay olmadı. Umarım her şey daha da güzelleşmeye devam eder. Öpüyorum hepinizi. XOXO 
P.S niye bilmiyorum ama işyerinde çok fazla insanla da kaynaşamadım. Departmanlar farklı olunca. Herkes yeni kız olarak beni biliyor ama ben kimseyi tanımıyorum. Bu konuda tavsiyelerinize açığım

29 Eylül 2016 Perşembe

Güzellikler Zinciri

Heyoooooo iş bulduuuummm. Çok ilginç ama yarın başlıyorum. İyi haberler bununla da kalmıyor ama sırayla anlatıcam.
Ben yazın tatildeyken barodan çok sevdiğim bir avukatla görüştüm. O bir şirketin avukat aradığını söyledi, bir mail adresi verdi ve oraya cv atmamı söylemişti. Ben de attım ama rahat aradan bir ay geçti. Unutmuşum bile oraya başvurduğumu. Bugün aradılar ve iş görüşmesine çağırdılar. Gittim ve kabul edildim. Hatta yarın gel başlayalım dediler o derece. Yarın başlayacağım. Aslında maaş olarak beni tatmin etmese de şirketten içeri girdiğim an orada çalışmak istediğimi anladım ve işi kabul ettim. Çok heyecanlıyım. Hep şirket vekilliği istiyordum ve o oldu. Bunu da deneyimleme şansım olacak çok mutluyum.
İyi haberler üstüste geldi. Dün gece oturmuş internetten interrail araştırıyorum. Nasıl yapabileceğimi araştırıyorum hesap çıkarıyorum ama tatil için para biriktirmek imkansız. Tek yaşıyorum. Tek yaşayan biri için pahalı bir evde yaşıyorum. İstanbul için normal bir kira ama Ankara için pahalı. Kara kara düşünürken telefonum çaldı. Ablam arıyor. Ankara’ya terfi almış. Çalıştığı yerin Ankara şubesinde çalışacakmış artık. Birlikte yaşayacağız. Mutluluktan çıldırdım resmen. Hem ablam yanımda olacak. Benim için manevi bir destek. Hem de maddi olarak efsane rahatlayacağım. Dün bu haberi aldım bugün iş olayı oldu. Çok mutluyum.
Hayatım sanırım yavaş yavaş düzene giriyor. Umarım bu güzel şeyler zinciri bozulmadan devam eder. Neyse şimdi evimi toplamaya girişeyim malum yarın çalışmaya başlayacağım. Fırsatım kalmayabilir. Hepinize iyi geceler. Bütün güzellikler sizinle olsun.

28 Eylül 2016 Çarşamba

Yoksa Ben Zurna Mıyım Ha!


Şu işsizlik döneminde o kadar iş görüşmesine gittim ki. Kendimi How I Met Your Mother dizisindeki Marshall karakterinin işsiz kaldığı hali gibi hissediyorum. Yıllarca evlenmeyen ve işinde başarılı olan insanlar başkalarını beğenemiyor ya asla kendilerine uygun eş seçemiyorlar falan ben de o konumdayım artık
Dün iş görüşmesine gittim. Adam gel yarın başla dedi. Ben kabul etmedim. Somut bir neden de yok. Bu kadar bekledim en güzeli olsun istiyorum. Bu gidişle işsiz kalıcam sanırım.  Benim beğendiğim ofis beni beğenmiyor beni beğenen ofisi de ben beğenmiyorum. Yoksa ben zurnamıyım ha!
Ay bir de dün ev sahibim geldi. Kasım gibi kendisi eve taşınmak istiyormuş. Ben şok!. Ben de mayıs gibi İstanbul’a taşınmayı düşünüyorum, Kasım’da evden çıksam 5 aylığına yeni ev tutmak çok masraflı ve saçma. Ben de ev sahibime bunu anlattım. O da tamam bekleyeyim seni dedi. Kanunlar kiracıyı koruyor zaten. Beni evden çıkartması aslında o kadar kolay değil ama ben ev sahibimi seviyorum o da beni seviyor. Ben çirkefleşmedim o da bana zaman tanıdı.


Umarım en kısa zamanda ya İstanbul’da ya da Ankara’da istediğim gibi işi bulurum. Gönüller İstanbul’dan yana ama bakalım neler olacak!

23 Eylül 2016 Cuma

Dizi izlemek mi asla hep belgesel izlerim!

2 gün önce bir iş görüşmesine gittim. Görüşmede ilk önce o ofiste çalışan avukatla ön görüşme yaptım sonra patronla görüşme yaptım. İşçi avukatla normal iş mülakatı yaptık ve bitti. Patron avukatın yanına yönlendirecekti beni ama adam telefonda konuşuyormuş bi daha kaldık mal gibi. Başladık sohbet etmeye.
Ben üniversitedeyken Korece kursuna gittim. Bu kursa da izlediğim Kore dizilerinden özenip gittim. Temel seviyede Korece biliyorum. Basit cümleler, kelimeler ve alfabe yani… Neyse cv’mde bu da yazıyor. Patron avukatı beklerken, işçi avukatla muhabbete başlayınca cv’mde Korece’yi gördü ve sordu. “Animeleri izleyip mi başladınız Korece’ye ”dedi. Tabi bunu gülerek söyledi. Dalga geçer gibi :/
İş görüşmesindeyim bence azıcık yalandan zarar gelmez diyerek “aaaa alakası yook hiç izlemedim. Ben uzak doğu yemekleri kursuna gittim(bu arada cidden gittim ama dil kursundan sonra aahah) yemekleri sevince en kolay öğrenebileceğim uzakdoğu dili Korece olduğu için onun kursuna başladım” dedim. Resmen hikaye yazdım aslında bal gibi de Kore dizilerinden etkilenip ilk Kore dili kursuna gittim sonra da kore yemekleri kursuna gittim. İş görüşmesinde karizmayı çizdirmemek için böyle ufacık yalanlara başvurdum. Ama olur o kadar da değil mi?
Neyse sonuç olarak anlaşamadık zaten. Gençliğimin Kore dizileri sizi ezikleyip izlememiş gibi davrandığım için özür dilerim. Acaba cv’mden silsem mi Korece kursunu? Neyse ya silmeyeyim belki beni Samsung mülakata çağırır Korece ilgim de bir avantaj olur di mi ama (!).

İlerde bu gittiğim Korece kursu bir şekilde iş hayatımda önüme çıkarsa vay be ne ileri görüşlü kızım diyerek dolanırım ortalarda

21 Eylül 2016 Çarşamba

Umutluyum Gelecekten

Mutluyum aslında. Hayatım bazen yolunda gitmese de, hala istediğim kiloyu veremesem de, hala işsiz olsam da mutluyum. Seviyorum hayatı. Merakla bekliyorum geleceği. Neler getirecek bana bekliyorum. Belki o hayallerimin işine kavuşacağım, belki o istediğim ülkede 1-2 yıl yaşayacağım belki hiçbiri olmayacak ama yine de mutlu olacağım. Umutluyum gelecekten. Aynı zamanda korkuyorum da. Her boş geçen gün kayıpmış gibi geliyor. 24 yaşındayım mayısta 25 olucam ve yaşlanıyorum gibi hissediyorum. Başarısız olmaktan çok korkuyorum, başarısız olursam korkusuyla adım atmamaktan da korkuyorum ama hala umutluyum ve mutluyum.
         Bazen düşünüyorum belki de bir roman karakteriyimdir. Bu romanda başrol müyüm figüran mıyım buna işte benim seçtiğim yollar karar verecek. Bu romanı eğer ben yönlendiriyorsam insanların okurken sıkılmayacağı bir roman yaratmak istiyorum ama figüran gibi başrole sahip bir roman ne kadar eğlenceli olur bilemiyorum. O yüzden hayatımın iplerini elimde tutmaya çalışıyorum. Neyi istersem sadece ben istediğim için yapmaya çalışıyorum. Bazen yapamıyorum, bazen gelecek korkusu, başarısızlık, hayallerimi yaşayamama, monoton bir hayatta yuvarlanıp gitme korkusu basıyor içimi. İşte o anlarda tekrar hayal etmeye başlıyorum. Tekrar hayır yapabilirsin diye kendimi motive ediyorum. Aykut Oğut’lar, Metin Hara’lar, Osho’lar okuyorum. Motivasyon içeren kitaplara saplıyorum kendimi. Güzel bir müzik açıyorum. Kendimi motive ediyorum.
         Kendimi 30 yaşıma geldiğimde, devlet memuru olarak çalışan, evlenmiş, çocuğu olmuş ve bütün hayatını ev kredisi ödeme, çocuğun eğitim masrafları için para biriktirmeye çalışan, yıldönümlerinde eşinden hediye bekleyen klasik Türk toplumu kadını olmak istemiyorum. Ben 30 yaşımda bir çok ülke görmüş, iş hayatı yoğun ama işinde başarılı, tatillerini festivallere göre ayarlayan, belki erkek arkadaşıyla dünya turu planları yapan ve hala geleceği büyük beklentiyle karşılayan biri olmak istiyorum.
Özgür hayatımı seviyorum ve özgürlüğümü kaybetmek en büyük korkum. Dediğim gibi mutluyum gelecek daha da mutluluk getirecek inanıyorum. Sanırım gelecekten en büyük beklentim mutlu olmak.

         Umarım mutlu, heyecanlı, hareketli güzel gelecekler bizi bekler. Umarım motivasyonumuzu kaybetmeyiz. Hayatın gerçekten yaşanmaya değer olduğunu düşünüyorum ve zamanımızı en iyi şekilde değerlendirebilmemizi hayal ediyorum.

7 Ağustos 2016 Pazar

Radikal Değişiklikler

Bugün Onedio’da bir yazıda şöyle bir cümle okudum. Her beş senede bir hayatınızda radikal değişiklikler yapın. Aksi halde hayat oldukça sıkıcı olabiliyor.” O kadar anlamlı ve güzel bir söz ki benim için. Şu hayattaki en büyük korkum sıradanlaşmak, monotonlaşmak sanırım. Bu cümleyi unutmamak lazım.

Şuan 24 yaşımdayım ve düşünüyorum hayatımda ne gibi radikal değişiklikler yaptım.

*Üniversite sınavlarında inatla İstanbul yerine Ankara’yı yazmak ve Ankara’da yeni bir hayata başlamak. Yıl 2010 (keşke İstanbul yazsaymışım diyorum)

*2014 yılının Temmuz ayında ailemin ısrarıyla hakimlik kursuna yazılmak ve bu mesleği istemediğimi anlayıp Eylül ayında kursu bırakmam ve avukatlığa başlamam. (benim için gerçekten zor bir adımdı)

Sanırım hayatımda bunlardan başka da radikal bir değişiklik yapmadım. 2010 öncesinde yapmam mümkün değildi zaten. Bir liseli olarak nasıl bir radikal değişiklik yapabilirdim ki. Maksimum asi Rockcı triplerimden normal bir insana dönüşmem olabilir.

Geleceğime baktığımda azıcık heyecan katmam gerekiyor sanırım hayatıma. 2019 yılında bir değişiklik yapmak lazım. Değişiklik her zaman iyi midir orasını bilemem(bu tartışmaya açık bir konu) ama değişikliklerin tecrübe getirdiğine yüzde yüz eminim.

Hayatta beni neler bekliyor, kimlerle tanışacağım, kimler hayatımdan çıkacak, hangi yollara savrulacağım, o çok istediğim seyahatleri ya da işleri gerçekleştirebilecek miyim bilmiyorum ama her akşam bir gün sonrası için yeni umutlarla yatıyorum.


Hayatımızın asla monotonlaşmaması, hep up noktalarda yaşamak, güzel değişikliklerle hayatımızın daha da iyi olması dileğiyle. İyi geceler 

31 Temmuz 2016 Pazar

Hayallerindeki İşi Nasıl Bulursun ki?

Hayallerindeki işi nasıl bulursun ki? Gerçekten bilmiyorum. Nasıl bir iş istediğimden bile çok emin değilim. Huzur sanırım en önemli nokta bu hususta. Ama çalışacağın yerin gözüne de hitap etmesi güzel değil mi?
Ben dış görünüşe çok önem veren bir insanım. Bu insanlar açısından değil ama çevre açısından önem veririm. Yanı şöyle açıklayabilirim bu durumu. Mesela yemek yediğim ortam gözüme güzel görünmeli. Tek başıma bile ben kendime güzel sofra hazırlarım. Süslü peçetelerim mutlaka olur. Mesela ben kahvaltıda hayatta reçel yemem ama reçel de olur masamda. Önce gözüme hitap etmeli.
Evde film izleyeceksem ev toplu olmalı. Dağınıksa izlemem. Önce evi toplarım sonra izlerim. Ev gözüme güzel görünmeli.
Dilekçe yazıyorsam tırnaklarımda oje olmalı. Elime baktığımda tırnaklarım güzel görünmeli.
Geceleri yüzümü temizlerken banyo toplu olmalı, makyaj yapacaksam makyaj masam gözüme güzel görünmeli. Kısacası çevrem güzel olunca motive oluyorum ben.
Bu saydıklarım sadece bir kısmı takıntılarımın. Ben biraz hayatı romatik komedi filmlerindeki gibi yaşamayı seviyorum. O filmlerde de evler çok topludur. Asıl kız film izlerken evi gayet düzgündür. Yemek yerken masası düzgündür falan filan. Ben de öyle seviyorum. Bu takıntılarım hayalperestliğimden mi geliyor bilmiyorum.
İşten ayrıldığımdan beri tatil yapıyorum ve yarın itibariyle iş bakmaya başlayacağım. Bu sefer cidden seveceğim bir yer olsun istiyorum. Hem gözüme hitap etsin hem ruha hitap etsin müstakbel bürom istiyorum. Tabi çalışacağım kişilerle huzurum bütün bu saydıklarımdan daha önemli. Bakalım hayalperest bir blablayı neler bekliyor. İyi dileklerinizi bekliyorum. XOXO